Bazıları bunların arkasındaki analiz ve verileri anlamıyorlar ve sinirleniyorlar. Bazıları ise farklı yaklaşımlar getirdiğimiz için teşekkür ediyorlar. Tabii ki bir yorumcu tüm izleyicilerden methiye ve beğeni bekleyemez. Bu nedenle bu değerlendirme farklılıkları normaldir diye düşünüyoruz.
Ancak ülkemizde anlaşılmayan bir şey var. Bugün bir kere daha “anlaşılamayanı” gündeme getireceğiz.
Ekonomi verileri ortalama verilerdir. Bir WSJ köşe yazarı yorumunda okudum. Farzedin ki ABD’nin batısında bir kasabada bir bar var. İçeride 10 kişi bulunuyor ve kişisel servetleri 200 biner dolar (konutları var diye düşünün). Şimdi 50 milyar dolar serveti olan Bill Gates tesadüfen oradan geçse ve bir gazeteci tam o sırada bardakilere servetleri hakkında bir soru sorsa, Bill Gates’in serveti ile oradaki on kişinin servetinin ortalaması alınıp “Bu bar dolar milyarderlerinin barıdır!” diye mi düşüneceğiz?
Ortalama adı üstünde ortalamadır. Bir kişinin boyu 2 metre diğerinin boyu ise 1.60 metre ise ikisinin ortalama boyu 1.80 metredir. Ama bu iki kişilik toplumda 1.80 boyunda vatandaş yoktur. Bu basit örnekte kimse ortalama boyda değil. Konu bu kadar basit.
Ülkemizde yazılı ve sözlü medya yurtdışında tatil yerlerini ballandıra ballandıra anlatır. Ama vatandaşların, hadi biraz uçalım, yüz bin kadarı bu konu ile ilgilenir, geri kalanı ömründe yurtdışına tatile çıkmamıştır ve belki de hiç çıkamayacaktır! Ortalama vatandaş yurtdışı tatil yapmaz. Medya ortalamaya hitap etmemektedir.
Biz burada ortalama verinin yarattığı sorunları ortaya koyduk. Ancak alternatif yaklaşım, alternatif analiz de pek yoktur!
Şimdi dönelim ülkemizde 2008 birinci çeyreğinde hesaplanan yüzde 6.6 büyümeye! Ülkemizde irili ufaklı çeşitli tip şirket ve girişimciler var. Koca holdinglerden, minik esnafa kadar. Esnaf inlerken, dışa açık holdingler, mesela otomobil ihraç eden firmalar, enerji ticareti yapanlar büyük üretim yapıp, kâr edebilirler. Burada bir sürpriz yok. Hemen ortaya zıplayıp “Kamu istatistikleri şikeliyor!” diye düşünmek yerine biraz çaba sergilemek gerekli.
Benzer bir durum ABD’deki kriz için geçerli. Biz ABD’de ciddi resesyon olmayacağı, en azından çok sert bir durgunluk yaşanmayacağı tezini dokuz aydır bu sütunda canlı tutmaktayız. Şu anda haklı gibiyiz. Herhalde salak değiliz. Okuduğumuz, düşündüğümüz ve izlediğimiz bazı analiz ve veriler var. ABD’de bir konut sorunu var. Ama medya yorumlarına göre Kaliforniya’da bir bölgede 75 evden birine el konmuş bulunuyor. Nebraska’da 1459 evden birine el konmuş. Omaha’da ise konut sorunu yok. Miami Dede denen bölgede konut fiyatları yere çakılmış, ama San Fransisco’da hele Silicon Valley denen yerde böyle bir sorun yok. Amerikan toplumu ciddi ekonomik krizden bahsediyor, Amerikan tabiri ile Main Street ve Wall Street kan ağlıyor ama bu arada geçtiğimiz yıl 10 milyon iPhone 500 dolardan satılmış. Bu yıl fiyat 200 dolara düşecek ve 20 milyon satılacak deniyor. Bunlara milyonlarca Blackberry satışını ekle ve telefon ekonomisi uçuyor. Özetle Buffalo New York ekonomisi ile New York City ekonomisi ayrı şeyler ama istatistik ortalamayı veriyor. Veya yatırım bankaları inlerken, mevduat bankalarında sorun olmayabiliyor. Hele artık ekonomilerin global olduğunu düşünürseniz verilerin hangi standardı gündeme getirdiğini anlamak iyice zorlaşıyor.
Birçok okurum ABD ekonomisini yakından takip eden biri olarak resesyon olgusunu neden olası görmediğimi anlamıyorlardır. Yukarıda anlattığım nedenlerle yorumların farklılaşabileceğini görmüyorlardır. Birçok okur eminim geçtiğimiz günlerde ilan edilen 6.6 büyümenin şişirme olduğunu düşünüyorlardır.
Ama mesela otomotiv ihracat sayılarına bakarlarsa ve bunların çok büyük kısmının sanayi ürünü olduğunu da düşünürlerse, sanayi sektöründe katma değerin neden yüksek kaldığını ve büyümeyi yükselttiğini anlayabilirler!
Hiçbir şey dışarıdan göründüğü kadar basit değildir!
Henüz Yorum Yapılmamış